31.01.2009

turuncu düş

karanlık sızıyordu kapalı perdelerden. karanlık ağzında çeviriyordu moru. tadına varmak için dilinin üzerinde gezdiriyor, sakin sakin çiğniyordu. mor bitiyordu git gide. duvardan sarkan iki kırmızı ateş gördüklerini mübalağalı bir dille anlatıyordu duvara. duvar anlatılanları tahayyül ediyordu,giderek büyüyen gölge oyunu bi alçalıp bi yükseliyordu. yere düşmüş turuncu en yakın tanıktı olanlara. üzerine düşen damlaları içiyordu yudum yudum. tuzluydu, tuzu çok severdi turuncu. evrenin üzerindeki en eski müzikali dinliyordu. şiddeti artıyordu giderek ve şiddtlendikçe derinine işliyordu üzerindeki toz zerrecikleri. artık ona ait birer parça olmuşlardı, o olmuşlardı. içinde taa en içinde hissedebiliyordu minik zerrecikler ılıktı. ezildi turuncu büzüldü turuncu. düşündü turuncu. güdülerce tutuldu silkelendi turuncu.o günden beri hep düşledi turuncu.
iki beyaz kol hatırlarım yere uzanmış. ve buğday renkli el diğerinin üzerinde sımsıkı

3 yorum:

emrahtheking dedi ki...

baskaliklar bize ozel, sicaklıklar bize ozel, renkler bize ozel... biz bambaska, biz simsicak, biz rengarenk, biz her daim simsiki...

gülni dedi ki...

ana emanet edilen son nefes gibi bu yazı...anladım , belki anlamadım. ama okurken serilir gibi düştüm zannettiğim benzer o ana. yorum benim yorumum olmamalıydı belki, ama çok sevdim bu yazıyı, sahiplenmek istemezken hiçbir şeyi bu yazıyı büsbütün sahiplendim. ben yaşamış, ben yazmış gibi. kalbinin hafızasını çok seviyorum canım benim.

jade dedi ki...

bende ödülün var sevgiyle kal..