5.05.2010

emniyette geçen 4 günün ardından

salıgünü gözaltına alınmıştı babam. perşembe gecesi adanada annemlerin yatağına uzandığımda sabaha kadar dua ettim. ne göz yaşım durdu ne kalbimin sesi yoruldu.Allahım,nolur,babamı bırakma oralarda, yapmalarına izin verme bunu babama. o hak etmedi,o hak etmedi.nasıl battı o yatak sırtımdan ayak ucuma. bedenim nasıl yandı yorganın yumuşaklığı her dokunusunda. insanın canından çok sevdiği günlerdir tahta bir bank üzerinde oturuyorsa, o saatte ona uyku yoksa canı ne yanarmış meğer,3 gündür bilmeden uyuduğum uykulara bile lanet ettim. ahh allahım, bu nasıl bir yangın....... annem de uyumadı o gece. ikimiz de birbirimizi üzmemek için sessiz sessiz ağladık.bir ara dedim ki anneme ''anne, en azından yarın bir yatağı olacak. bize vermeseler de oradan kurtulacak''. aynı yatakta kıpırtısız yattık.tutuklanmasını orada olmasına tercih ederek avunduğumuzu birbirimize söylemeye çekindik. sabah ezanı okundu. anneciğim kalktı namaz kılmaya. köpekler uluyordu ben onları dinliyordum. birazdan kuşlar başladı sabah ibadetlerine. bilmem doğru mu ama öyle demişti babam ben küçükken, kuşlar da sabah ibadet ederler,en güzel sesleriyle öterek anlatırlar yaatıcılarına olan sevgilerini... onları dinledim,onlar susana kadar. sustular. şimdi caddenin sesleri başladı, arabalar, kornalar,insanlar.. işte yeniden başlayan bir gün. kmi için sıradan bir gün kimi için belki son gün. peki benm için nasıl bir gün? farkında değildim. hiç bir şeyin farkında değildim. tek bildiğim zor bir gün olacaktı. cumaydı ve artık yasal olan 48 saatlik gözaltı süresinin yasal olmayan 4. günüydü.

savcının siz bu adamın üzerine atın suçlamaları hepinizi serbest bırakayım dediğini duyduk. babama emniyette bilmem kaç bine bu işi hallederim diye giden avukatlrı gerisin geriye yolladığını duyduk. ihale komisyonun başkanı olan bir kadının, arkasında aşiret olan bir kadının,parası pulu çok olan bir kadının serbest bırakıldığıı duyduk.(isnat edilen suçlama ihaleye fesat karıştırma, benim hiç bir komisyonda yeri olmayan,imzası olmayan hatta o dönemde yurt dısında olduğu bakanlık göreviyle gittiği belgeşlerle sabit olan babam içerde-çünkü ihaleyi yönlendrmiş ellerinde çok somut dedliller varmış çünkü birileri öyle demiş.. fesat karışmış ihale kurulu başkanı dışarda-resmi evrakta atılan imza demekki huhkuk için somut sayılmazmış)

o gün adliyeye sevk ettiler. sabah 9 dan akşam 5 e kadar adliyede bekledik. bi kaç kiçi daha serbest bırakıldı, kalanlar nöbetçi mahkemeye. dedim ki anne,babamı bırakmayacaklar, bari biz onu rahat bırakalım artık. bizi düşünüp iyice üzülmesin,hele mahkum arabasına bindirdiklerinde..ellerie kelepçe ...takarlarsa...bizi...görmesin.................................................

eve geldik,gece 12 ye kadar sürdü mahkemeleri. bir ara anneme sordum, ne hissediyosun anne, nolacaksence? annem gözlerime baktı,titreyen gözbebekleriyle hiç sesini çıkarmadı. anladım,korktum,sustum.

Beklemek dostlar, hele de böylesine bir haberi, nasıl bitmeyen bir işkenceymiş. ki ne aldığın nefeste var huzur ne verdiğinde serinlik. her saniye yanıyorsun, kabuk da bağlamıyor neret,100 kez olsa 101.yi yine hissediyorsun. hem de aynı şiddetle.

1 kişi daha serbest bırakıldı ama o babam değildi. cezaevine giderken avukatın cebinden bizi aradı. üzülmeyin, ağlamayın, en yakın zamanda gelicem ben,bana inanın ben bi şey yapmadım.................

ah baba,nasıl dersin bunu bize? nasıl düşünürsün sana inanmadığımızı? ben kendimden şüphe ederdim senden etmem ki...etmedik de, zaten kendi uydurdukları suçların ikisininden kendileri vazgeçti. çete kurmak ve rüşvet almak. bunlardan o gün beraat etti. ama ihaleye fesat karıştımaktan tutuklandı. 3 gün sonra tüm bu olaylara sebep olan adamlar,yani babam hakkında suç duyurusunda bulunan adamlar,hastanenin eski yemek ve temzilik şirletinin sahipleri (bizden bu adam para istedi her ihale için bz de her ay elden 50 bin veriyoduk demişler ve onun üzerine bu dosya açılmış) biz ihaleyi kaybedince yalan söyledik,iftira ettik,çok sinirlenmiştik. ifademiz yalandır diye geri çekmişler. o adamlar da serbest bırakıldı. ama babam hala içerde. neden? diyoruz, tamam ulan yargılayın didik didik edin ama serbest bırakın öyle yapın mahkemelerinizi diyoruz. bu adam 30 yıldır bu memlekette doktor,yeri yurdu soyu sopu bellidir diyoruz. ne kararacak delil ne kaçacak delik vardiyoruz... ama bizi kimse duymuyor.

sanki hala kulağı sağır göklerin gözü kör yerdekilerin. avuçlarımız hala açık ama parmaklarımız kapandı artık...

4 yorum:

Deliler Teknesi dedi ki...

Sabır dilemekten başka yapabileceğimiz bir şey yok maalesef... Allah yardımcınız olsun...

bugün kelebeği dedi ki...

çok zor şeyler... inşallah bir an önce yoluna girer, gerçekler açığa çıkar ve baban aranıza döner. çok geçmiş olsun...

boynu bukuk bir papatya dedi ki...

çok teşekkür ederim...

Koşan Kaplumbağa dedi ki...

:((( yaaa anladım şimdi mevzuyu. papatyacım hakeden bulur ama haketmeyene çektirilene kimsenin yanına kalmaz merak etme. yinede ferah tut içini. elbet mutlu son yakın