2.10.2008

külkedisi

çok masal dinledim büyürken. ama sindrellayı ilk nerde duyduğumu hatırlamıyorum. ama küller arasında gerçek bi kedi zannettiğimin prenses çıkmasından ve sindrella yı farklı bi masal zannettiğimden, hayal dünyama, iki düş kırıklığıyla beraber teşrif etmişti. e bi masaldı hepi topu.

nerden çıktı diceksiniz. bu yazıyı okurken şimdi belki blog sayfama yazdığım en çıplak ve zavallı halimi göreceksiniz. saat itibariyle uykuya meyil değil efendim. aksine gecenin 11'iyle kan ter içinde bir yürüyüş ne kadar uyumsuz duruyorsa o yürüyüş esnasında aklıma bu masalın gelmesi de o kadar absürt. ama yaşadığım şey daha da absürt.

neyse konuya gireyim artık.

ben,sevgili okuyucu şayet tanıdık bir isimsen bilirsin, babasının nazlı kızı, baba aşığı falan filan. mutluluğu ortalama tutturmuş bi ailesi olan. bazen durup dururken alınan pek değerli müceherlerle ya da sen istemeden, eline anahtarları tutuşturulan son model arabayla fazlasıyla şımartılan..her istediği yapılan-genelde-..maddi sıkıntı çekmeyen, sevgisiz bırakılmayan, eğlenceli bi hayat yaşamış,çok mutlu -olması gereken- bi kızım.

benim mükemmel bi ailem var.

ve sevgili okuyucu (hala da tereddüt içindeyim bu yazının devamını yazıp yazmamakta.) sindrella masalı gibi durmuyo mu?

bugünden bahsedeyim sana biraz da. bugün annemle konuşma girişimimşin 2sinin de sonuçsuz kalması dolayısıyla saat 2 den beri odamdan çıkmadığım, evde çalan telefonlar olmasa kimseyle konuşmadığım,herhangi bi öğün yemek yemeyip,acıktıkça odada bi şeyler atıstırdığım (evde yemek hazırlanıp yendi mi haberim yok) akşam babamın eve gelip, yan odaya girip çıkıp aralık kapımdan başını sokmaya bile zahmet etmediği benle konusmadığı, geldiğini mutfağa su almaya gittiğimde salonun kapısından gördüğüm ve gördüğüm hep beraber oturup televizyon izleyen üç kişilik mutlu aile tablosunun üzerine kendimi odama kapatıp, yürüyüş bandına çıkıp deli gibi koştuğum bi gündü.

sebep?
dün hep beraber yemek yerken yapılan gereksiz bi tartışmaya benim müdahale etmem. ağlama üzere olan kuzenimi koruyacağım diye bütün gün ağlamama neden olan bi tartışmaya babamla girmem. haksız değildim. ama karşınızdaki baba ounca haklı olup olmamanız bi şey ifade etmiyor.

babaya cevap verilmez!!!

25 yaşımdayım.

konuya tekrar dönelim, masalla alakası aslında şimdi başlıyor. ben dün babamla konuşup-özür dileyip-bi daha cidden onunla tartışmicama söz verip -en azından başkalarının önünde- düzeltmiştim. ama sevgili annem bana çok kızgın olduğu için benimle konuşmuyomuş.
babam da beni affetmiş miymiş. ben öle sanıyımmış
benim dün sölediklerim yetmiş de artmış. herşey bitmiş
insan görmek istemediği zaman kör olurmuş (bugün ilk konuşma denememde,nie bana bakmıyosun dediğimde aldığım cevap-annemden-)

biliyo musun, ben hep güçlü göründüm, herkes beni hep mutlu sandı. evet mutluyum. güzel bi çocukluk geçirdim evet. sevilen,şımartılan,hiç bi şeyi eksik edilmeyen.

ama biliyo musun,annemin bana küsüp beni yemeğe bile çağırmadığı, kardeşimle babamın da bi süre sonra onun gibi davranmaya başladığı, durup durup anlamsız yere evlatlıktan reddedildiğim, 3 hafta küsüp de yüzüme bakılmadığı, önüme serilen sınırsız olanakların bi saniyede değişip evin küçük çapta bi hapisaneye dönüştüğü, konuşmadığım,yanlarında duramadığım, ağlamadığım bile bi dönem geçirdim ben. ortaokul son sınıflarıyla fakülte arasına sıkıştırılmış. ankaraya gittiğimden beri eğer 15 günden uzun süren bi tatil değilse her şey güzel, daha sonra yine aynı anlamsız kavgalar gerginlikler.

evet fevriyim. bana haksız yere bi şey söylenmişse sonunda başıma gelecekleri bile bile cevap veriyorum.ama hiç bi zaman saygısızlık yaptığımı düşünmüyorum.

bizim ailede herkes fevri. hiçbi şey yokken babam ortalığı kırıp geçirebilir ve annem de. sonra annem sanki çocuğummuş gibi bana şımarır akranımmış gibi benle konusur babam da öyle. bir sürü anne ve baba modelim var. ve bir sürü ben varım. benimle arkadaş modunda konusur dururken annem mesela ben bi şey diyorum birden anneyle nasıl konusuyor oluyorum saygısız oluyorum. çok uzattım farkındayım. ama çok mutsuzum. külkedisi olduğum günler geldi aklımaişte. hasta olup annemin odama hiç girmediği günler, bana düşmanıymışım gibi davrandığı,arkadaşlarımdan bile nefret ettiği zavallı günleri geldi. evet onun için de zor günlerdi ama ben fazlasıyla ceremesini çektim.

bu kadar uzun bi yazıyı kimse okumaz. çoktan sıkılıp bırakmışlardır blog,artık daha rahat yazıyorum. böyle işte. ben hayatta kimseye güvenmemem gerektiğini ve kimseden bi şey istemem gerektiğini evimde öğrenmiştim. unutturuyolar. sonra yeniden hatırlatıyolar. ya sürekli tetikte olmalı ya da bilmiyorum. napıcamı bilmiyorum.çok üzgünüm.

4 yorum:

Adsız dedi ki...

Yolum dusuverdi gunlugunuze.Yazmadan gedemedim.
Anne babalar cocuklarin gozleri onunde cogunlukla hakli ve yerinde davranmalari gereken kisilerdir cogunlukla ,gelin gorunku onlar da kac yasinda olsalarda hala ogrenme icindeler,devamli bir test hali yani takdir ettiginiz gibi bu testlerin sonuclari bazen "gecer" bazen Ama bence en onemlisi gecmez notu aldiklari testlerden sonra "ben bu problemde keske su secenegi secseydim biliyordum da yanitini, neden boyle yaptim bir daha dikkatli olacagim" diye hayiflanip durmalaridir.

Nobody is perfect!

Sevgiler,
Anne olan bir meslektas

jade dedi ki...

Keşke şuraya içimizden geçen herşeyi olduğu gibi dökebilsek, ayıp olmadan, ayıplanmadan..
Yazdıkların çok tanıdık geldi, belki ben son model arabayla şımartılmadım ama o davranışlara maruz bırakıldım. tutarsız anne babalardan daha da kötüsü senin sahibinmiş gibi davranan anne babalar. Nasıl davranacağına ne söyleyip ne söylemeyeceğine karar vermek isteyenler.
4 Yıllır anneyim, çocuğuma asla öyle davranmadım, çünkü yaşadım ve yaşadıklarımdan hoşlanmadım.
kötü anne baba olmasa da çocuğu zaman zaman çok mutsuz edenler var..

umarım herşey düzelir.yeşim (yakalayabildiğim anlar-yesimegeldiler.blogspot.com)

boynu bukuk bir papatya dedi ki...

bu kadar 'olduğu gibi' ifade ettiğim duygularıma bu kadar samimi yorum yazdığınız için teşekkürler. ve evet anne-baba da olsa herkes hata yapar :) sevgiler...

jade dedi ki...

Sevgili meslektaşım, elbette kimse mükemmel değil ama keşke gözümüzün nuru çocuklarımıza daha olduğumuz gibi davransak, hissettiğimiz gibi. Rollere sığınmadan, ben bunu derim.sevgiler..

Papatya sevgiler sana da,hayatta kolaylıklar.