23.09.2008

kadifeyle zarife


bi insan bu kadar mı aynı olmaya çalışır? yaşadığım yerleri illa ki birbirine benzeticem. aslında yaşadığım yerden kastım daha ziyade yatak odalarım oluyor. yurt odalarını evime benzetyme çabalarım hep başarılı olmustu mesela. odamı gören herkes aa burası ev gibi olmuş derdi. nasıl demesinler? benim yerlerde minderlerim, odanın ortasında her sabah çıkarken temizlikçi basmasın diye toplayıp kenara kaldırmaya üşenmediğim halım, televizyonum, oyuncaklarım, önceden okunmuş sevdiğim kitaplarım, kanunum, çok bilirmişim gibi 1. sınıfta kemanım,2. sınıfta kabak kemanem son sene yan flütüm.. hatta abartıp evden taşıdığım öyle küçük minyatür falan da değil ahşaptan atsan adamın kafasını kıracak cinsten satranç takımım... yani bitmez. benim dağınıklığım, her şeyi bi tarafa taşıma çabalarım falan. sanırım kendimi güvende hissetmeme yarıyor. eee diceksin sevgili blog bu kız ne anlatıyor böyle. yazının başlığına dönelim....

kadife, sevgilimin bana doğum günümde aldığı (üzerine isimlerimizin baş harflerini işlemek için 1 saat uğraştığını belirtmek isterim :) sevgili ayıcığımdır. yumuşacık pembe beyaz tam sarılmalık. bana geldiğinden beri yatağımın üstünde oturur.geceleri bazen sarılırız bazen horluyo die onu yataktan atarım falan. ( annem bu yaz bende kalmaya geldiğinde, yastığa yatırıp üzerini örttğümü görünce tüm odamı toplamış da kadifeyi ellememiş. sonra da bunu tüm aileye anlatmış. kuzenlerim faceten kadife napıo diyince ben dumur tabii)neyse blog işte ben adanaya geldim. odam tabii kısmi ardiye olduğu için biraz uğraşmam gerekti. kendimce biraz çeki düzen verdim. gece yatıyorum. benim uykuya dalmam her zaman epey sürer. saçma sapan planlardan -tabii eskidendi- çözemediğim matematik problemlerinin yöntemini bulumaya, hatta kanunda yeni öğrendiğim bi saz eserine çalış teknikleri geliştirmeye yetecek kadar uzun sürer.neyse, bi eksik var dedim. burnumun (o kadar anatomi okudum burun direği tabiri nereye mahsus hiç anlamasam da sızlıyor cidden)direği sızladı. itiraf etmesi zor ama kadifeyi özledim. sonra bianda gözüm lise 1 de istanbul gezisinde ,neydi o büyük alışverişmerkezinin adı hatırlayamadım şimdi, aldığım dev mavi tavşancığa takıldı. otobüste tavşanıma sarılıp uyurken ben, yaşıtım tüm kız arkadaşlarım yeni makyaj maşzemeleri toka-takı aksesuarlarını birbirlerine gözteriyorlardı.

iç ses -sanırım benim çocukluğumda hiç peluş oyuncağım olmamış-

işte yıllardır bırakıldığı köşesinde mahsun oturan zavallı tavşanı yataktan kalkıp, kalktığım yere oturttum bi güzel. sonra bi mutlu oldum. ah dedim kadifeye ne kadar benziyorsun. bak bak kadifeye benziyormuş. sanırım saat çok geçti ki bu kadar saçmalamamı başka türlü açıklayamıyorum. yoksa hiç peluşların benzediğini görülmüş şey mi?? karanlıkta tavşanıma sarılıp-maya çalışıp bu biraz büyük de- kadifenin yokluğunu gidermeye çalıştım kendimce. bi de uykuya dalmadan önce isim düşündüğümü hatırlaıyorum. kadife.....kadife...... aa evet kadife ve zarife.... üstelik o ne öyle köylü kızı gibi zarife diyen iç sesimi ustaca bastırdım.

sonuç: artık bi de zarife var. ama bunun üstünü örtmeye lüzum yok. zira adana hala pek sıcak. böylelikle ilişkimiz de ifşa olmayacak...

1 yorum:

hiç kimse ve hiç bişey hakkında her bişey dedi ki...

zarife mi:)
pamuum benim ben sana en hakikisinden bir Canan pamuugu getireceğim yakında, ona sarılır uyursun e mi:)