3.06.2009

kayda geldim

tus maceram ankarada bi mikrobiyolojiyle kesintiye uğradı şimdilik. aldığım puanla ankara olsun, rahat olsun, kalırsam geleceği olsun deyip biyokimya ve mikrobiyoloji yazdım. tercih yapacağım güne kadar hiç aklımda olmayan bu bölümleri etrafımdaki doktorların yaa manyak mısın ne cerrahisi, yapılacak iş mi yaz temel bilim rahat et söylemleri aklıma soktu. benim de tusa tekrar hazırlanmak için aklıma yattı. yattı ama ne istedsiğimi hala bilmediğim için mikrobiyolojiden nereye geçmek için ders çalışacağpımı da bilmiyorum. ben nöroşirurji istiyodum ya da genel cerrahi. ama ruhuma uysa da tabiatıma bayan olduum için aykırı olduğunu kabul edipo vazgeçtiğğimden beri boşluktayım. neyse bakalım, görücez neler olacağını.
dün kayıt için yeni kazandığım üniversite hastanesine gittim. morfoloji binasına girdim. asansörle mikrobiyolojinin olduğu katlardan hangisine çıksam diye düşünürken kapı tekrar açıldı. içeri 3 bayan girdi. orta yaşlı(yaşım 30 a yaklaştıından beri orta artık 50 yaşındakiler benm için orta yaşlı :) , giyimlerinden hoca olması muhtemel 3 bayan.. sohbete başladılar. ellerinde kepek ekmekli sandviçleri.
çoocuklar nasıl?..sınava girecek mi bu sene?..ah yeni bi spor kompleksi açılmış, dün gittim pek beğendim..havalar da ısındı...tatile nereye gitmeyi düşünüyorsunuz?..hadi benm odamda yeşil çay içelim.....
deyip asansörden indiler. asansörün loş ışığının yüzlerine yansıması mi yoksa benim hayl gücüm mü bilmiyorum, bana yeşermiş gibi geldiler. sakiiin, dingiiin, hiçbi yere yetişmesi gerekmeyen insanların üzerine çöken o rehavet havası içinde, beklemekten dibi yeşeren şişe suları gibi...allahımmm dedim, bu mudur??? maalesef, budur. oysa ben koşuşturmalıyım, asansörde bile o hastayı naptınız, akademik toplantı ne zaman, şurada seminer vasrmış vakit olsa da gidebilsek vs vs demeliyim. bu kadar durağanlık!!!
deyip ben de asansörden indim. mikrobiyoloji okları beni fotocelli beyaz bi kapıya götürdü. öğle tatili olduğu için kapılar kapanmış. kırmızı bi butona bastım, biraaz sonra kapı açıldı. yani girişindeki hengameden sanki içerde biyolojik silah üretiliyor sanırsınız. içeri girdim. bir sürü oda. kapıları açık olan labarotuarlar, kapalı olanlar, kapalı olup kapı kulbu bile olmayanlar ki içinde ne olduğunu en çok merak ettiklerim. 2 katlı bi bölüm. doğrusu bu kadarını beklemiyordum. ne kadar alt ünitesi varmış dedim. sekreterlikte oturan bi bayanla konuştum. kimse yok şimdi keşke öğleden sonra gelseydin hocalarla tanıstırırdım dedi. ben,dudaklarımın ucuna kadar gelen, nöbet var mı? kaç asistan var? hocalar nasıl? elektron mikroskobu vardı di mi? virüslerle oynamama izin verirler mi? gibi soruları geri yutup teşekkür ettikten sonra kayıt yaptıracağım dekanlık binasını aramaya koyuldum. bir sürü beyaz önlük, renkli cerrahiler içinde arzı endam edenler arasında bi türlü sindiremediğim temel bilimci kisvesine bürünüp dekanlığın yolunu tuttum...

4 yorum:

hiç kimse ve hiç bişey hakkında her bişey dedi ki...

:)) virüslerle oynamama izin verirler mi:)??

seni seviorum pamuum:))

IVIR ZIVIR dedi ki...

hayırlı olsun efendim... çokta güzel tasfir etmişsiniz...herşeyi :)...
cerrahiye giden yolda mikrobiyoloji iyi bir basamak olur inşallah...
..
bir sade vatandaş olarak doktorların hepsi bir gibi geliyor bana..:) tabiki öyle değil ama..işte!!...
..
mesela... bugün doktora gittim... beş dakkalık minik bir cerrahi opersayon geçirdim... :S hatta ağrı kesici alacam ..şimdi bu yazıyı okuyunca masaya bıraktım hapları..yorum yazmak için..ama öyle olunca mikrop alır demi açıkta :(...

neyse... doktora gittim demiştim... iki yıl önceki aynı doktor ablamıza denk geldim... mesela benim gözümde doktor.... O Abla... resmen hazır şablon...:)
teşekkür şeysi için sözüm vardı
kaptım bi kutu baklava götürdüm...:)(ayıptır söylemesi) ... biraz mahcup olduk karşılıklı... operasyon ve sonra öylece vedalaştık ..birden blogdaki doktorlarımız geldi aklıma.... dedim kim bilir bu ve yakın zamndaki TUS larla hangi bölümlere kanalize olacaklar....
ama umarım herşey gönlünüzce olur..

bu arada hiç yorum bırakmak nasip olmamıştı yazılarınıza..demek ayağımda bu ağrıyla yorum yapmak kaderde varmış :P... yazılarınız gerçekten hoş.....

umarım Ankara'da da daha güzel kapılar açılacaktır önünüzde..

saglıcakla kalın efendim....

boynu bukuk bir papatya dedi ki...

çok teşekkür ederim ıvır zıvır :) sanırım ben de o doktor abla gibi olmak, birilerinde, güzel izler bırakmak istiyorum. bu arada çok geçmiş olsun. ha bi de inanın ağzımızda mevcut mikroorganizma sayısı o ilaca masadan bulaşabileceğinden çok çok daha fazla :)

pamuuum, pamucuuum.. ben de seni çok seviorum :)

bora dedi ki...

hahaha,
hoca olunca insan öyle koşturmak istemez ama...