21.11.2008

5. GÜN

çalışmaya başlayalı 5 gün oldu. poliklinik bilgimi farmalist diye bi program sayesinde kamufle ediyorum. her hastaya ilaç yazabilmem için ortalama bi 15 dakika araştırma yapmam gerekiyor. hangidoz, kaç miligram, hangisiucuz...burada bana bakkalından kaymakamına herkes doktor hanım diyo. sıkıldım. bizimkiler de telefonda naber doktor hanım diyince isyan ediyorum. sanki daha öncesine dair bi kimliğim yokmuş gibi. benim bi adım vardı!! bana çay getiren bi çocuk var burda. adı adem sanırım. ben gidip alıyodum mutfaktan çayımı, o getirince de mahçup oluyodum. meğer buranın çaycısıymış. internken hep en alt olunca şimdi benim altımda birilerinin olması garibime gidiyor. kimseden bi şey isteyemiyoruum. bi şey soracaksam ben odalarına gidiyorum. kimseyi odama çağıramıyorum... falan filan. dün evimde kaldım. perdesiz, televizyonsuz, internetsiz. salona 2 kanepe aldım. bitanesini açıp yatak yaptım. bi de pembe kareli bez dolap ki dün mahvetti beni. ne inatmış o demirler geçmez, iskeletin üstüne bez kısmı geçmez. evde çekiç yok kışlık botlarımın tabanıyla çaktım :) gayet başarılı oldu. bugün perdelerim geliyor. boyum yetişecek gibi değil. tus kitaplarını dizdim üstüste. üstüne çıktım, baktım yetişiyorum. bari bi işe yarasınlar. bu öğlen ilk defa yemeğe çıktım. ahhmet (diğer dr arkadaş) ve 1 noludan 2 dr arkadaş daha. bitanesinin mecburisi bitmiş. buralıymış tusa çalışıyomuş. abdullah. diğeri hacettepe mezunu hataylı bi kız. benimle aynı atamada gelmiş. annesiyle kalıyor. :( kıskandım... öğlen yemeğinde paso tus muhabbeti döndü. bildik gergin tıpçı modeliydi kız. oğlanlar boşlamış çalışırsam yaparımmodunda daha serin kanlı tipler. bi an kendimi fakülte kantininde gibi hissettim. yemekten sonra sonra uydu bağlatmak için A... bayiine gittim. sinema kanallarının olduğu bi paket seçtim. buralarda sinema falan yok. gerçi 37 ekran tv de ne kadar film izlenir ama olsun. dün sessizlikten o kadar sıkıldım ki. zaten burada kablo tv falan yok. şimdilik hasta yok. belki bi ara bankaya gider gelirim. hasta geldi.

2 yorum:

seyfi dedi ki...

izmirden yola çıkarken radyoda nazan öncel, gitme kal bu şehirde, diyordu.
ben de şu dağların nesine geldimi dinliyordum artık samandağ değirmenbaşı sağlık ocağının karşısındaki mezarlık manzarasına baka baka.

o günlere döndüm:)

kolay gelsin diyorum doktor hanım,
blogcu doktor arkadaşları gezerken denk geldim yazdıklarına.

boynu bukuk bir papatya dedi ki...

teşekkür ederim ...