15.11.2008

Bitlis

geleli iki gün oldu. perşembe sabah 7 de başlayan yolculuk akşam 19 da son buldu. ankaradan uçakla Van'a geldik. Babamla beni Pınar'la nişanlısı karşıladılar. 14 senelik dostluğumuz beni buralara sürükledmişti bir nevi. Arabaya bindik. Vanın meşhur kahvaltı salonlarından birinde otlu peynir,murtağalı kahvaltımızı yaptıktan sonra Edremit, Bitlis, Tatvan,Ahlat , Adilcevaz olan rotamıza koyulduk. bitlis sağlık müdürlüğünde memuriyet hayatıma attığım ilk imza, tatvanda mönüdeki her şeyin bittiği bir akşam yemeği ve iki jandarma ya da asker (emin değilim)çevirmesinden sonra pınarın evine vardık. Babam beni rahat ettirsdinler bana sorun çıkarmasınlar diye biz gelmeden tüm tranıdıkları vasıtasıyla bu civarı ayağa kaldırdığı için sağlık müdür yardımcısı bugün yeni bi doktor başlıyomuş milli eğitimden sağlım bakanlığına bissürü insan aradı ne dertleri varsa şeklinde konuşması gelen doktorun ben olduğumu öğrenmesiyle sonlandı. tabii sonra ortamın me kadar buza kestiğini tahmin etmek zor değildir. ben babama gör bak işte ne lüzumu var bu kadar gürültü yapmanın bakışları atarken o da adama ne diyon lan sen bakışları atıyodu. memurluğumun ilk resmi merci muattaplığım babamoın tüm memurluk hayatında adeti olduğu üzre kavgaya ramak kala başlamış oldu. tabii bunun arkası ertesi gün ahlat sağlık grup başkanlığından sonra uğradığımız kaymakamlıkta babamın yine beni sahipsiz sanmasınlar niyetiyle yapmak istediğinezaket ziyaretinin kaymakam ve arkadaşlarının 1 saat süren çay toplantısı üzerine kaymakamlıkta çıkan kavgayla noktalandı. evet artık her şey tamamdı. kaymakamlığa başlangıç yazımla birlikte yeni gelen kavgacı doktor olarak namım da ulaşmıştı. Oradan çıkıp ev aramaya gittik. Ahlat van gölünün kıyısına paralel yerleşmiş Adilcevaza nazaran daha gelişmiş bir ilçe. benim ahlat taşından yapılan eski evlerde oturup odun sobası yakma hayallerimi darmadağın edip TOKİnin şehir dışına yaptığı bildiğimiz 3+1 kaloriferli klasik apartman dairelerinden birinde karar kıldık. 200 lira kira, 250 lira aidat olarak belirlenen aylık bütçeme de oluru verdikten sonra tuvaletin aktığını yapılmasının bi haftayı bulacağını söylediler. tabii bu süre giderek 10 gün 15 güne çıktı. ben sinşrden sağı solu tırmalamaya başlamıştım ki pıunar beni alıp hadi gel yemek yiyelim diye arabaya attı. biz kamyoncu lokantasında iki kız yemeklerimizi söyleyip afiyetle çaylarımızı yudumlarken gelen geçen ve gözleri üzerimizde kalan adamlara bakıp ben niye bunlara alışacakmışım onlar bana alışsın dedim. pınar da 1 senelik tecrübeyle sabit anlattığı bi kaç anısından sonra bu fikrimden küçük bi u dönüşü yapıp yukarda aile salonu varmış dedim sesim bira cılız mı çıkmıştı ne? adilcevazda pınarın evinde bana hazırladığı odaya bi kaç parça eşya ekleyip yerleşmeye karar verdim. ki niteki yan flütümden makyaj malzemelerime kadar yerleştim. şimdi kendimi daha güvende hissediyorum doğrusu. 1 aya da taşınırım. burada da çok güzel bi odam oldu. pınarla hüseyin bu ayın sonunda evlemicek olmasalardı ben hep burada kalacaktım. gerçi yine kalıcaktım da annemler bırakmadı. olur mu canım öle şey, yeni evli çift, elin adamı falan laflarının altına bu hayalimi gömmek durumunda kaldım. yine de bu kadar yakınımda birilerinin hem de 15 seneik dostumun olması beniş çok rahatlatıyor. mesela şimdi akşam yemeği hazırlıyolar. hüseyin klasik bir antepli mantığıyla 15 gün yakamasa depresyona gireceği mangalının başında bize balık pişiriyor. ben de yatağımda yeni aldığımız cicili bicili battaniyemin üstünde oturmuş bu yazıyı yazıyorum. eğer onlar olmasaydı uhtemelen şimdi kedi gibi pısmış ağlıyor olacaktım :) insanın kendini tanıması da iyi bi şey tabii. nese artık gitmem lazım. sanırım yemek oldu. evimi ve buraları anlatmaya devam edicem.

3 yorum:

arayisinside dedi ki...

bu atamaların kura ile degilde insanların dogdugu yerlerde veya cevresinde gorevlendirilmeli bence...birkac arkadasım sırf bu yuzden özel dershanelerde calısmak zorunda kalıyor doguya gitmemek icin...bu ulkenin her kosesi bizim desekte farklı bir yasam ve kosullar var ne yazıkki orlarda.bende isim geregi bulunmak zorunda kalıyorum bazen ne kadar istemesemde mecburiyet sonucta yapabilicek fazla birsey yok sabretmekten baska...

jade dedi ki...

umarım olduğun yerde mutlu olursun.
umarım daha da mutlu olacağın yerler de olursun.

boynu bukuk bir papatya dedi ki...

çok teşekkür ederim
hayat umarım hepimize cömert davranır.