16.11.2008

pencere

odama düşen bi kaç kuru dal gölgesi. giden güneşin haberini veriyor. aldığım kararların kaçının arkasında durabileceğime dair içimde uyanan şüpheler ateş böceğinden işaret fişeğine doğru yol alıyor. tedirginim. korkuyorum. geceleri uyuduğum bölük pçrçük uykunun arasında bazen nerde olduğumu soruyorum kendime. cevabı bulduğum anda içimi dolduran soğuğa karşın battaniyemi çekiyorum gözlerimin üstüne. içimde beliren sen istedinleri bastırmak istiyorum. makul yanıtlar buluyorum ağlamaklı iç sesime. teskin etme cümlelerimin arasında dağılıp gidiyorum zihnimde beliren binlerce renk,hayal ve sesin arasında. bi öfke var içimde ne zaman patlıcağını tahmin edemiyorum. olur olmadık herkesin üstüne bi parça bulaştırıyorum. onu sorumlu tutuyorum tüm bunlardan sonra başkasını. zaptedemediğim hislerim içime dönüyor sert atılmış bumerang misali. yatağıma kaçıp ağlıyorum. bazen umut bağlıyorum gördüğüm her ağaç dalına. sallanan rengaren çaputların arasından benim dileklerim göz kırpıyor. ne kadar da yakınım diyorum. sonra birden hava kararıyor. burda gerçekten hava hemen kararıyor. karanlık çok uzun bir cümle gibi. virgülsüz eski türkçe yazılmış. anlamakta zorlanıyorum. bölecek bir ışık arıyorum etrafta bi sokak lambasını ya da apartman ışığını virgül etmek istiyorum karanlığa. ama bulamıyorum. buradav evlerin ışıkları da cılız. sevdiklerimin yüzü geliyor tek tek yanıma. kıymetini bilmediğim onlarca gün gece geliyor hatırıma. kızıyorum kendime neden hep aynu pişmanlık? ders alamadığım bi 25 yıl sayıyorum. kim bilir kaç çekerli bi otomobil tekerine takıyorum kendimi. umutlanıp hüzünlenip vazgeçip yeniden diyip yine vazgeçip herşeyin geçiceğini bilerek ve yineleyerek kendi kendime susuyorum.

1 yorum:

jade dedi ki...

sen de biliyorsun ki, her karanlığı bir ışık deliyor...(iyi ki)
karanlık basınca derin nefes işe yarıyor bende..